Neden Kadınların Kendilerine Ait Zamana Daha Çok İhtiyaçları Var?

Ekim 21, 2018

Çeviren: Zehra Betül Koçak Gürbüz

Kadınlar, erkeklere oranla kendilerine daha az vakit ayırıyorlar ve bu onların sağlığını tehlikeye atıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kadınların, erkeklere göre daha az boş vakti mevcut – 2013’teki bir araştırmaya göre çocuksuz evlerde bu miktar haftada ortalama 5 saatken, 18 yaşın altında çocukların olduğu bir evde bu 3 saate kadar düşüyor; bir kere çocuk dünyaya gelince kadının da erkeğin de serbest zamanı azalıyor.

Serbest vakti bir lüks olarak görmeye meyilliyiz. Zamanımız azaldıkça, genelde ilk gözden çıkardığımız bu olur. Halbuki yeteri kadar molaya sahip olmak baş etme ve güçlenme için gereklidir. Dinlenme ve kişisel ihtiyaçlar için yeterli zamanın olmaması, ABD kadınlarının karşı cinslerine oranla daha çok stresli hissetmelerinin sebebi olabilir.

Bu konuyla ilgili Stop Giving It Away (Vazgeçmeyi Bırak) kitabının yazarı psikoterapist Cherilynn Veland ile konuşma fırsatı buldum. İşte neden kadınların kendilerine ait bir zamana daha çok ihtiyaç duyduklarına ve yoğun programlarında buna nasıl yer açabileceklerine dair konuştuklarımız:

Sağlıklı olmak söz konusu olunca, insanlar beslenme, spor ve uykunun öneminden bahseder. Sizce de kendimize ait zaman da bunlar kadar önemli mi?

Cherilynn Veland: Kesinlikle! Duygusal sağlık, fiziksel sağlıkla çok ilintilidir. Eğer dinlenmek ve yeniden enerji depolamak için zaman ayırmazsak, hemen yan etkileri ortaya çıkar. Kronik stres; kaygı, depresyon, kalp ve sindirim sistemi rahatsızlıkları gibi uzun süreli psikolojik ve fiziksel sağlık sorunlarının ortaya çıkması ihtimalini arttırır.

Bunların yanısıra, ruhumuzu beslemek ve kişisel ilgilerimizi gözetmek için vakit ayırmadığımızda, dünyadaki kimliğimizle temasımız zayıflar. Hayatımızı yaşamak yerine, “yapılacaklar”ın baskısı altında kendimizi tüketebiliriz. Size, birlikte çalıştığım kaç kadının bunu ancak boşa kürek salladığını fark ettikten sonra anladığını anlatamam.

Peki neden böyle? Birçok kadın aileleri, arkadaşları, mesleği ve topluma karşı sorumlulukları için üstün çaba gösteriyor, fakat aynı gayreti kendileri için sergilemiyorlar.

Veland: Biz kadınlar, öncelikle diğerlerini düşünmek ve korumak üzere sosyalleşiriz. Belirli bir ölçüde bu iyi bir özellik. Fakat kendini ihmal etme noktasına gelince; bunalmış, incinmiş ve aşırı stresli hissetmeye neden olur, ki bu durum ne bize ne de çevremizdekilere fayda sağlar.

Kadınlarda “Yapmam gerekenlerden birkaçını daha hallettikten sonra dinlenebilirim.” düşüncesi çok yaygındır. 10’lu yaşlarda ve 20’lerin başında bu düşünce işe yarayabilir, çünkü o dönemlerde yapılacaklar listenize kısıtlıdır. Fakat ilerleyen yaşlarda, hayatımız daha karmaşık bir hâl almaya başlayınca listemizin sonu neredeyse hiçbir zaman gelmez ve kendimize ayıracak bir vakit bulamayız.

Fakat bir el sanatı ile uğraşmak ya da 5 km koşma egzersizleri yapmak uğruna iş hayatına ya da ailemize karşı sorumluluklarımızı ertelemek sizce de bencil hissetmeyi tetiklemez mi?

Bazı durumlarda bencil hissetmek, yersiz bir suçluluk duygusundan kaynaklanır. Çoğu zaman farkında olmadan, önceliğimiz hep başkaları olmalıymış gibi düşünürüz. Bu düşünceyi fark etmek ve buna karşı durmak önemlidir. “Suçluluk hissediyorum ama bunu hak etmiyorum. Ne olursa olsun kendim için bir şey yapacağım. Hayat tamamen benimle ilgili değil, fakat benimle de ilgili.” diyebilmeliyiz.

Bazı kadınlar ipin ucunu kaçırıp narsist olmaktan endişeleniyorlar. Fakat gerçekten narsist olan birisi tamamen ben-merkezli olur ve empati yeteneğinden yoksundur. Sürekli insanları memnun etmeye çalışan biriyseniz, hayatı dengelemeyi ve öz-bakım yeteneklerini öğrenebilirsiniz. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, asla narsist olmazsınız.

Kendinize zaman ayırıp daha güçlü hissetmeye başlayınca suçluluk duygusu da zamanla azalacaktır. Bu nedenle zorlayın ve yapabileceğinize inanın.

Kendilerine vakit ayırması gerektiği fikrini benimseyen kadınlar dahi yoğun programlarında yer açmakta zorlanıyor. Bunun için bir öneriniz var mı?

Veland: Tabii, bunun için birkaç tüyo vereyim.

  • Kitabımda Bilinç Takvimi adını verdiğim bir önerim var. Her pazar akşamı gelecek haftaya ait planları gözden geçirmeyi tavsiye ediyorum. Takviminizi diğer aktivitelerle doldurmadan önce; egzersiz veya on beş dakikalık dinlenme molaları gibi kendinize ayırdığınız kişisel bakım zamanlarınızı belirleyin. Aksi takdirde “yapmak zorundayım” ve “yapmalıyım” dedikleriniz “yapmak istiyorum”larınızı ezip geçer.
  • Kendinize ve kişisel bakımınıza ayırdığınız bu vakitler için alarm kurun ve alarmları ertelemeyin. Kendinizle olan randevunuza en az diğerlerine olduğunuz kadar sadık kalın.
  • İlla kendinize ait bir zaman ayırmayı ihtiyaç olarak hissetmeyi beklemeyin. Biz kadınlar, kendi ihtiyaçlarımızı fark etmekte biraz zorlanırız, hissettiğimiz zaman ise içimizde koca bir boşluk oluşmuştur bile. Eğer kendinize vakit ayırırken rahat hissetmiyorsanız bile, gerçekten tadına varmaya başlayana değin zevk alıyormuş gibi yapın.
  • Hâlâ bencil ve suçlu hissederseniz, şunu hatırlayın: Kendinize vakit ayırmak, başkalarıyla daha iyi ilgilenebilmeniz için sizi motive eder ve dinlendirir. Aslında kendinize bakmak bencilce değildir, çünkü bu, geri kalan zamanınızda sizi daha iyi bir bakımveren yapar. Bencil olma kaygısından gelen hak edilmemiş suçluluk ve korku duygularının en iyi panzehiri budur.

Kaynak: https://www.psychologytoday.com/

Bir Yorum Ekleyin
Kendinize Ait Bir Hobiniz Olsun“Psikolog Olmak” Tecrübe Paylaşımı Programında Bir Araya Geldik

Yorumunuzu Yazabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir